26 Kasım 2009 Perşembe

Bu nasıl bi eziyettir..


Bodrum hava limanı; 20: 50 de kalkacak Pegasus İstanbul uçağı 3 saat rötar yaptı.

20 Nisan 2009 Pazartesi

Hayat dediğin


“Denizin kıyısında durmuşuz. Ayaklarımızı suya salmışız Ethel. Sen diyorsun ki ‘şu ilerideki elli beşinci dalgaya yüzelim birlikte. Bak o dalga ne kadar güzel!’ Ben de ‘hangisi?’ diye soruyorum. Daha sorumu bitirmeden yer değiştirmiş oluyor senin işaret ettiğin dalga. Bak artık söylediğin yerde değil. Elli beşinci değil de otuz beşinci olmuş şimdi. Giderek yaklaşıyor. Yani zaten o bu tarafa geliyor. Gelirken de elbet bir şeyler getiriyor yanında. Şimdi önünde iki seçenek var. Ya atlayacaksın denize, dalgaları filan unutup, sen de bir katre olacaksın onun içinde. Ya da kıyıda durup, bekleyeceksin. Dalgaların kıyıya vurup, parçalanmasını seyreyleyeceksin. O zaman da onlar birer katre olacak gözlerinin önünde. İki türlü yaşanır hayat eğer bir şeye benzeyecekse. Ya kendini yok edeceksin hayatın içinde, ya da hayatı yok edeceksin kendinde.”

Elif Şafak, Bit Palas.

img *

21 Şubat 2009 Cumartesi

bir düğüm daha...


İnceldiği yerden bir düğüm daha atabilirim,
Delinin biriyim asfaltın ortasına yatabilirim...
Bir düğüm daha atabilirim,
Dönüp baktığımda ipteki düğüm sayısıdır yaşamalar bilirim...

13 Şubat 2009 Cuma

The First Rule




kendi gibidir insanın iyisi.

27 Aralık 2008 Cumartesi

Sadece

Straight_Ahead_by_petitescargot


Başımı aklıma dar ettiğin
tüm düşlerin düşüşlerinde,
bir kumarbaz cesaretiyle gelmişsem sana;
gitmek için değil,
gitme demen için değil..
Yaşamak lazımsa bazen,
bazen de sevmek lazımdır diye..
Belki hatırlatır sana diye..
Sadece beni sev diye belki..
Sanki sabah uyandığımda
                                                     yanımda olacaksın gibi..
                                                     Bir kadersizliğin baş harfi gibi..
                                                     Ne sen varsın oysa, 
                                                     ne de ben şimdi yokolduğun yerde.. 
                                                     Yokluğuna bağdaş kurmuş, 
                                                     öylece oturuyorum işte..

                                                     via : ll

Love Me

ying yang “I must learn to love the fool in me… - the one who feels too much, talks too much, takes too many chances, wins sometimes and loses often, lacks self-control, loves and hates, hurts and gets hurt, promises and breaks promises, laughs and cries. It alone protects me against that utterly self-controlled, masterful tyrant whom I also harbor and who would rob me of human aliveness, humility, and dignity but for my fool.”

                                                                                                             Theodore I. Rubin, MD

16 Aralık 2008 Salı

Bilgeliğe Ulaşmanın Sırları

“Büyük Batı hastalığı” hızla dünyaya yayılıyor. Hastalığın adı, “Mutlu olacağım, eğer… şu para elime geçerse, o spor arabayı, yeni evi alabilirsem, terfi edebilirsem.”

Batı Dünyasında bir kısım insanların hiç olmadığı kadar çok parası var. Daha büyük evlerde yaşıyor, verimlilikte rekor düzeylere erişiyor, ama mutluluklarını artıramıyorlar. Depresyon bütün zamanların en yüksek düzeyinde! İnanılmaz ağır koşullarda çalışan insanların yüzünde nesnelere duyulan aynı açlığı ve nesnelerin insanı mutluluğa, tatmine götüreceğine ilişkin aynı yanlış inanışı görüyoruz.

Yedi Tohumun Sırrı’nı okurken üstadın ilk sorusunu düşünün: “Mutlu musun?” Yanıtınız, “İstediğim kadar değil” ise, Ignacio gibi sizin de hayatta yeni bir yola koyulmayı düşünmeniz iyi olabilir. Aynaya bakıp karşınızdaki kişinin gerçek hoşnutluğunu enine boyuna gözden geçirmek isteyebilirsiniz.

Önerilenlerin hepsini yerine getirmeyi ya da kusursuz bir biçimde gerçekleştirmeyi tasa etmeyin kendinize. Geçmişte yapmadıklarınızdan ötürü suçluluk da duymayın. Geçmişi değiştiremeyiz. Değiştirebileceğimiz gelecektir!

Bu kitaptaki öğretilerden tek bir değişimi, daha iyi bir yaşam sürmenize yardımı olacak bir tek değişimi bile hayatınıza geçirebilirseniz, okuduğunuz en değerli kitaplardan biri olacaktır. Okurken dürtün kendinizi. Kitabı değerlendirmeyin, kendinizi değerlendirin. Şu soru olsun aklınızda: Öğrendiğimi kendim ve karşılaştığım insanlar için daha iyi bir hayat yaratmada nasıl kullanabilirim? Çünkü, kullanabilirsiniz!